Denizcilik Terimleri

Denizcilik Terimleri

A’dan z’ye yelkende denizcilik terimleri sözlüğü

Denizcilik Terimleri
Denizcilik Terimleri

ABORDA: Bir teknenin diğer tekneye bordasını vererek yanaşması. Bu şekilde yanaşmaya aborda olmak denir.

ABOSA: Dur ya da geçici olarak tut anlamında kullanılan kumanda.

ABRAMAK: Fırtınalı havalarda gemiyi istenilen şekilde idare edebilmek.

ABLİ:  Seren ve bumba cundalarından aşağı iki tarafa inen halatlar. Balıkçı gırgırlarının ağları kaldırması için kullandıkları, bumba ucundaki halatlardır.

AÇIKTA EYLENMEK : Bir teknenin sahilden veya iskeleden yada limandan açıkta beklemesidir.

ADMIRALTI DEMİRİ : Çiposu kollarına dik ve hareketli eski sistem bir demir cinsidir.

AGANTA: Yise veya laçka edilmekte olan bir halatın veya vira ya da hayboci edilmekte olan bir zincirin kısa bir müddet için tutulması için verilen komuta.

AĞIR DENİZ: Tekneyi ağır yalpalara düşüren veya kuvvetli baş kıç yaptıran büyük dalgalı deniz.

AĞIZ KUŞAĞI : Armuz kaplamanin en üst sirasi [bindirme kaplamanin da]

AKOVA: Demir memesinin suyla temas eder halde demirin fundaya hazır tutulması.

ALABANDA: Gemi ve deniz araçlarının su kesiminden yukarıda bulunan içi kısmı.

ALANBANDA ETMEK: Dümenin basılabileceği azami değere kadar sancak veya iskeleye basılması.

ALABORA OLMAK: Bir teknenin deniz veya limanda ters dönmesi.

ALANA KÜREK: Hep birlikte kürek çekerken çekmeyi durdurmak için verilen komut.

ALAMATRA : Karadeniz’de imal edilen balıkçı teknesi. 600 yıllık bir geçmişe sahiptir. Günümüzde halen kullanılmaktadırlar.

ALARGA: Bir teknenin demirli veya demir atmadan sahilden açıkta beklemesi. Bu haldeki gemiye alargada denir.

ALAY SANCAĞI : İşaret sancakları ile donatılmaya, alay sancaklarının çekilmesi denir.

ALBERABER: Hep birlikte kürek çekmek için verilen komuta denir

ALBURA, ALABORA: Teknenin omurgası yukarı gelecek şekilde ters dönmesi.

ALESTA: Bir işin yapılmasına hazır olunmasını veya bir işin yapılmasına hazır olunduğunu bildiren terim. “Alesta Tramola” gibi.

ALTABASO : Bir yelkenin alt yakası, alt ve aşağı anlamında da kullanılır. Günümüzde genellikle yelkenciler arasında alt yaka olarak kullanılan terimdir.

AMORA YAKASI : Dört köse bir yelkenin alt ve ön tarafındaki yaka [Karula yakasi]

ANA GÜVERTE: Gemilerin en üst kısmında, kasara güvertelerin altında bulunan ve geminin başından kıçına kadar uzanan güverte.

ANA OMURGA  : Postaların bağlandığı, bastan kıça kadar uzanan ağaç veya demir yapı. Yeni nesil fiber teknelerde ana omurga kavramı kalmamıştır. Teknelerin altında, ana omurgayı sağlamak için sağlam örümcek yapısı bulunmaktadır.

ANA YELKEN: Herhangi bir yelkenli teknenin temel yelkeni.

ANELE: Halat veya parima bağlamak için yapılmış bir mapa içinden geçirilmiş demir halka.

APAZLAMA: Borda, kemere yönüne denir.

APIŞTIRMAK: Demirler arasındaki mesafe ve zincirler arasındaki açı geniş olmayacak şekilde çifte demir atmak ve böyle yaparak geminin gezmesini önlemek.

APİKO: Vira demir esnasında zincir uzunluğunun deniz derinliğine eşit olduğu durum.

ARMA: Gemi güvertesinden yukarıda bulunan direklere, serenlere, yelkenlere ve bunların üzerlerinde bulunan bütün halatlara ve donanımlara denir. Bu donanımlardan hareketli olanlar selviçe denir.

ARMUZ AÇMAK: Ahşap teknelerin kalafat edilmeleri için armuzlarda bulunana eski kalafat malzemelerinin çıkarılması suretiyle armuzları açmak.

ARMUZ KAPLAMA: Borda veya güverte kaplama tahtalarının uzunlamasına ve kenar kenara birleştirilerek yapılan kaplama usulü.

ARMUZ: Güverte döşeme tahtalarının veya ahşap teknelerde borda kaplama tahtalarının uzunlamasına birleştiği yer.

ARYA: Bir halat vasıtasıyla yukarıya çekilmiş olan sancak, seren, flama vs. aşağıya indirilmesi.

AŞOZ: Borda kaplama tahtalarının omurga ve bodoslamaya girdiği oyuk.

AVARA: Sahile yanaşmış bir teknenin buradan hareket ederek ayrılması için verilen komut.

AYBOCİ, HAYBOCİ: Irgatı ters çalıştırarak zincirin veya fenerlik üzerindeki halatın dışarıya doğru yavaş yavaş verilmesi.

AYNAHK: Filika, kayık gibi küçük deniz araçlarının kıç bodoslamaları üzerindeki düz satıhlar.

BABA: Halatların volta edilmesi için kullanılan ve zemine sağlamca bağlanmış silindir şeklinde demirden yapılmış cisimler.

BABAFİNGO : Yelkenli bir teknede eğer direk üç kısımdan ibaret ise; en üstteki parça.

BADARNA ETMEK : Bir halatın aşınmaması için üstünün halat veya koruyucu bir malzeme ile sarılması.

BAĞ: İki halatı birbirine veya bir halatı bir objeye sabitlemek için yapılan düğüm.

BAKLA : Zincirin bir halkası

BALON-USTURMACA : Halattan, hasirdan veya sentetik malzemeden yapilmis, içi doldurulmus veya sisirilmis bir usturmaça çesidi

BALANÇİNA: Yatlarda yelken indirilirken veya basılırken,bumbanın ağırlığını taşıması için kullanılan halat.

BALON: Yatların ana direği önüne gönderli veya göndersiz olarak çekilen üç köşeli,hafif yelken.

BANDIRA: Gemilerin milliyetlerini belirtmek üzere kıç gönder veya gize çektikleri milli sancak.

BANDO: Tutulmakta olan bir halatı veya indirilmekte olan bir bot veya filikayı aniden bırakmak için verilen komuta.

BARBARİŞKA: Volta edilmekte olan bir halatın kaçırılmadan volta edilebilmesi için daha ince bir halatla üzerine mezevolta alınıp çımasını halatın bedenine sararak bosa tutma işi.

BASTON: Ana cıvadranın üzerinden ileriye doğru uzatılmış çubuklarla cunda yelkenlerini açmak üzere serenlerin cundalarından sürülen çubuklar.

BAŞ HALATI: Teknenin başından ileri doğru vewrilen,teknenin geri gitmesini önleyen halat.

BAŞ BODOSLAMA: Teknenin ileri hareketinde suyu karşılayan ilk kısmı. Omurganın başta yukarıya doğru uzatılan kısmı.

BAŞ TUTMAK: Geminin seyir halinde istenilen rotada seyretmesi.

BAŞÜSTÜ: gemi ana güvertesinin pruva tarafında kalan kısmı.

BAŞ: Teknenin baş omuzluklarını da içine alan pruva kısmı.

BAŞTANKARA YANAŞMAK: Geminin başının sahile gelecek şekil yanaşması.

BAŞTANKARA: Batma tehlikesi karşısında kalan bir teknenin pruvası sahile gelecek şekilde oturtulması.

BAYILMA: Teknenin herhangi bir sebeple bir tarafına yan yatarak kalması.

BERMUDA (MARKONİ) ARMA: Ana yelkenin üçgen biçiminde olduğu yelken grubu.

BİTE: halat volta etmek üzere yapılmış tek babaya denir.

BOCALAMAK: Geminin fırtınalı havalarda yalpa yapmayı önlemek için denizleri kıçtan alması.

BOCİ: Yelkenli teknede pruvanın rüzgaraltma döndürülmesi ve rüzgarın kıçtan alınması için verilen komuta.

BOCURGAT: Küçük tonajdaki tekneleri karaya çekmek için kullanılan ve halatı yatay olarak saran ırgat.

BORDA: Teknelerin dış tarafta ve su kesiminden yukarıda kalan yan tarafları.

BORDA SEYİR FENERLERİ: Gece yol alan gemilerin uluslar arası kurallara göre göstermek zorunda oldukları, sancakta yeşil, iskelede kırmızı renkli fenerleri.

BROŞ ATMAK: Bir yelkenli teknenin,rüzgar pupadan veya kıç omuzluktan gelirken rüzgara doğru dönme isteği.Bu istek tekneyi bir anda rüzgara çevirerek tehlikeli bir pozisyona girmesine neden olabilir.

BUMBA: Yelkenin alt kısmının bağlandığı direk parçası.

CAMADAN: Halatlar ile bağlanarak yelkenin işlemez hale getirilen bölümü. Böylece çok sert havalarda yelken alanı küçültülmüş olur.

CAMADAN BAĞI: İki halatın giriş ve çıkış uçları aynı tarafta kalacak şekilde bağlanmasıdır.  Denizde kullanılan en yararlı ve yaygın bağlardan biridir.

CENOVA: Yarış ve gezi yatlarında kullanılan büyük ön yelken.

CİVADRA: Pruvadan ileri doğru uzanan ve ucuna flok yelkenin bağlandığı çubuk.

ÇAPARİZ: Bir teknenin manevrasının diğer teknelerin hareketleri nedeniyle zorlaşması, engellenmesi.

ÇARMIH: Teknenin direklerini yandan sabitleyen çelik teller.

ÇARMIK: Direkleri bordalarından bağlanarak tutan halatlar.

DEMİR(ÇAPA): Teknenin dalga ve rüzgarla kaymasını engelleyip,onu sabit bir noktada tutması için dizyn edilmiş büyük ve ağır cisim.

DEMİR FENERİ: Geceleri, demirli bir tekne tarafından taşınan navigasyon ışığı.

DEMİR HALATI: Bir demirin ucuna zincir yerine takılan halat veya ip.

DEMİR TARAMASI: Demirin tırnaklarının dibe tam saplanmaması nedeniyle demirin kayması.

DEMİR YERİ: Limanda  bir teknenin demirlediği ya da bağlandığı yer, rıhtım.

DEMİR ZİNCİRİ: Demiri tekneye bağlayan zincir.

DEMİRİN TUTMASI: Demirin kollarının deniz dibine saplanması ve kaymayacak şekilde sabitlenmesi.

DENİZ ALMANAĞI: Bir navigatörün,gök cisimlerinden yararlanarak yerini bulabilmesi için gerek duyduğu tüm bilginin verildiği,yılda bir yayımlanan kitap.

DENİZ MİLİ: 1852 metre.

DEPLASMAN: Bir teknenin ihtiyacı olan malzeme ve yakıt ile dolu iken taşırdığı su miktarı.

DİREK: Yelkenli bir teknede ana amacı yelkenleri taşımak olan dikey çubuk.

DİRİSE ETMEK: Denizde,rüzgarın yönünde olan bir değişikliği belirtmek için kullanılan terimdir.

DONANIM: Bir teknede,direği destekleyen,yelkenleri basmak,indirmek,kontrol etmek için kullanılan halatların tamamı.

DÜMEN DİNLEMEK: Geminin dümenle verilen manevra talebine uygun hareket

etmesi.

DÜMEN SUYU: Teknenin suda hareketiyle,arkasında bozduğu ve karıştırdığı su.

DÜMENCİ: Teknelerin kaptanı ve kumandanı için kullanılan terim.

EĞLENDİRMEK: Yelkenli bir teknenin çok kuvvetli bir rüzgarda, burnunu sürekli olarak rüzgarla çok dar bir açı yapacak şekilde çevirmesi ve böylece çok az yol yaparak ancak rüzgaraltına kaymadan durması.

EL İNCESİ: Gemiden dışarıya halat vermek için kullanılan ve çımasında maymun cevizi bağı bulunan ince halat.

FAÇA ETMEK: Yelkeni rüzgarla ters taraftan doldurmak.

FARŞ: Sintine üzerindeki döşeme tahtaları.

FENER: Gemilere gece yol işareti olmak üzere sahilde tesis edilmiş ışıklı yapılar.

FENERLİK: Irgatın halat sarılan kısmı.

FIRTINA FLOKU: Çok kalın yelken bezinden yapılmış ve normal ön yelkenlerin kullanılamayacağı kadar kuvvetli rüzgarlarda basılan bir tür küçük flok.

FİLİKA: Gemilerde bulunan küçük, güvertesiz deniz araçları. Gemiye terk etmede kullanılmak üzere bulundurulanlara can filikası denir.

FLESA: Halatı oluşturun ip veya liflere denir.

GEL-GİT: Güneş ve ayın dünya üzerindeki çekimlerinin etkisi ile suların alçalıp yükselmesi.

GIRÇALA: Teknede çeşitli amaçlarla kullanılan ince halat.

GOMİNA: Denizcilikte kullanılan bir deniz milinin onda birine eşit ölçü bürümü.

GÖZ DEMİRİ: Geminin demirlemesinde kullanılan omuzluklardaki demirler, halatlar.

GURCATA: Yelkenli teknelerde direğin üst kısmında, çarmıhları ve yan ıstralyaları iki yana doğru açan metal veya ahşap çıkıntılar.

GÜNGÖRMEZ: Yelkenin arka yakası.

GÜVERTE: Temel olarak tüm tekne boyunca uzanan düz platforma verilen isim.

HALAT: Denizcilikte çevresi 2,5 santimden büyük olan doğal veya sentetik liflerden yapılan kablo.

HIÇA MAPASI: Demir zincirinin zincirlikteki çımasının gemiye bağlandığı sağlam mapa.

IRGAT: Demir atıp alma işlemlerinde ve manevra sırasında kullanılan baş ve kıç taraftaki kuvvetli makineler.

ISKAÇA: direklerin topuklarının (zıvana) güvertede oturduğu yuvalar.

ISKOTA: Bir yelkenin rüzgarla olan açısını ayarlamak için kullanılan halat.

ISTRALYA: Bir teknede sabit donanımın direği baş kıç doğrultusunda destekleyen parçası.

IZBARÇO: Bir halatın ucunda halka oluşturacak şekilde atılan bağ.

İSKELE: Kıçtan bakıldığında teknenin sol tarafı.

İSKELE KONTRA: Yelkenlerini teknenin sol tarafından gelen rüzgara göre ayarlamış olan tekne.

İŞARET FİŞEĞİ: Teknelerde,genelde gece kullanılan ve sorun olduğunu belirten sinyal.

KAÇAK: Çok kuvvetli ve ani sağnak.

KAFA AÇMAK: Tekneyi rüzgaraltına döndürmek.

KALOMA: Teknede bir halat veya zinciri boşlama.

KANİNGAM: Yelkenin orsa yakasını gerebilmek için kullanılan halat.

KARİNA: Teknelerin su kesimlerinin altında bulunan dış kısımları.

KARULA KÖŞESİ: Yelkenin ön alt köşesi.

KATAMARAN : Genelde yarış amaçlı kullanılan ama son yıllarda gezi amaçlı olanları da inşa edilen iki gövdeli tekne tipi.

KAVALYE: Halatlada dikiş işlemleri sırasmda halat kollarım açmakta kullanılan sivri uçlu alet.

KAVANÇA: Rüzgar arka taraftan alınırken bumbanın bir yandan diğer yana geçmesini sağlayan manevra:teknenin rüzgaraltına dönüş manevrası.

KAZIK BAĞI: Üst üste geçen iki göz oluşturulması ile atılan bağ.

KEÇ: Bir yavlın tersine mizana direği dümenin önünde olan çift direkli yelkenli tekne.

KEMERE: Ölçü olarak teknenin en geniş yeri.

KERTERİZ: Bir maddenin bir nirengi noktası esas alınarak tayin edilen yönü. Pusula ile alınana hakiki kerteriz, geminin pruvasına göre almana nisbi kerteriz denir.

KIÇ : Teknenin en arka kısmı.

KIÇ ISTIRALYA:  Direğin öne doğru gitmesini engelleyen. Teknenin kıçına doğru inen halat.

KİLİT: Yelken, mandar, sabit armanın gerekli kısımları ve bir demirin zincire bağlanması gibi bir şeyin sabitlenmesi gereken yerlerde kullanılan, ucunda bir pim bulunan U şeklindeki çelik parça.

KNOT: Hızın denizcilikteki birimi. Deniz mili/saat.

KOÇBOYNUZU: Teknenin çeşitli yerlerine konulmuş, iki kolu olan ahşap veya metal parça. Bu parçanın kolları etrafına istenen halat dolanarak sabitlenir.

KOKPİT – HAVUZLUK: Yat ve küçük teknelerde arka kısımdaki dümen dolabının veya yekenin bulunduğu geniş kısım.

KÖRE DÜŞMEK: Dikkatsizlik veya rüzgardaki beklenmedik bir değişme ile yelkenli bir teknenin tam rüzgara dönüp, hiç bir kontrada olmadan kalması.

KROPİ BAĞI: Bir makaradan geçen halatın ucuna makaradan çıkmaması için yapılan bağ.

LAÇKA ETMEK: Bir halatı istenilen miktar kadar rahat gitmesi için serbest bırakma.

LAVA ETMEK: Bir halatın boşunun alınması, çekilmesi.

LAVRA DELİĞİ: Filikaların mataforada iken veya karaya çekildiklerinde içlerindeki suyu boşaltmak için karinalarında açılmış kapaklı delikler.

LOKMA: Zincir baklasının yassılaşmasını önlemek için ortalarına enlemesine konan madeni parça.

LOSTRA ETMEK: Bozulmuş sıyrılmış boyaları hafifçe boyamak. Gemi bordalanm, façalannı fırçalayarak temizlemek.

LUMBAR: Gemi bordalarında veya küpeştelerinde açılan giriş çıkış için kullanılan dört köşeli delik.

LUMBOZ: Dairesel bir metal çerçeve ile bunun üzerine sıkıca kapanacak şekilde yapılmış cam bir pencereden oluşan teknenin yan kısımlarına içeri hava ve  ışık girmesi için açılan delik.

MAKARA: Ortasında dönen bir disk bulunan metal veya tahtadan yapılma, teknede donanım halatlarının yönünü değiştirme veya bir palanga içinde kullanıldığında mekanik yükü azaltmak için kullanılan parça.

MALITAŞI: Çapa yerine kullanılan büyük taş.

MANDAR : Direğin tepesinden tek bir tur yaparak aşağı inen ve direk tepesine bir şey basmaya yarayan halat.

MANİKA: Çan ağzı şeklinde bir tepesi olan, güverteye monte edilerek bir hava akımını yakalayıp yönlendirmeye yarayan ventilatör.

MAPA: Ucunda bir halka olan vida. Teknenin çeşitli yerlerine konularak , ucundaki halkaya makaralar veya palangalar takılır.

MENDİREK: Bir limanın denizden korunmasını sağlayan iskele veya dalgakıran.

MİÇO: Kamarot, Gemilerde özellikle hafif işlerde kullanılan acemi gemi adamı.

MİYAR PUSULA: Geminin manyetik etkisinden en az etkilenmek üzere köprüüstünün üstüne konulan manyetik pusula.

NAVİGASYON: Bir tekneyi dünya üzerinde bir noktadan bir diğerine en kısa güvenli ve etkili biçimde ulaştırma sanatı.

NETA: İstifi veya tertibi bozulmuş bir şeyi usulüne uygun toplayıp düzenlemek.

OMURGA: Geminin baş bodoslamasından kıç tarafına kadar uzanan ve üzerine geminin inşa edildiği ana yapı elemanı, geminin belkemiği.

OMUZLUK: Geminin borda kaplamalarının baş ve kıç bodoslamalarına bitişmek için kavis yaptığı noktalar ile bodoslamalar arasında kalan kısmı.

ORSA:(1)Yelkenleri mümkün olduğu kadar rüzgarın estiği yöne çevirerek seyretme durumu.

(2) Geminin rüzgar alan tarafı, rüzgarüstü,

PALAMAR HALATI: (1) Gemiyi rıhtıma bağlamak için kullanılan halatlar.

(2) Birkaç yomayı kendi bükümlerinin aksi yönünde bükerek yapılan kalın halat.

PARAKETE. Geminin süratini ölçmekte kullanılan alet.

PARİLE: Kalafat yapmakta kullanılan alet.

PARİMA: Filikaların baş ve kıç taraflarında bulunan ve filikayı bağlama amacıyla kullanılan

PASAPAROLA: Parolayı veya verilen bir emri sözle veya bir araçla aktarmak.

PERTAVSIZ: Büyüteç.

PORTUÇ: Gemicilik işlerine mahsus boya, raspa araç gereçlerinin konulduğu genelde baş altındaki kapalı mahaller.

PROTESTO: Bir yarış yatı tarafından rakibinin yarış kurallarına uymadığına dair yapılan itiraz.

PRUVA: Teknenin baş tarafının ötesinde, ufuk yönündeki alan.

PRUVA ISTIRALYASI: Direği burun kıç doğrultusunda destekleyen, teknenin başından direk tepesine uzanan halat.

PUNT: Seyir halindeki bir geminin harita üzerindeki yeri, mevkii.

PUPA FENERİ: Gemilerin uluslar arası kurallara göre kıç taraflarında gösterdikleri beyaz fener.

PUSULA:  Bir teknede önceden belirlenmiş bir istikamette gitmeye veya teknenin haritadaki yerini bulmak için görünen objelerin kerterizlerinin alınmasına yarayan alet.

PÜRMEÇE HALATI: Teknenin başından geriye veya kıçından ileri doğru çekilip, teknenin oynamasını engelleyen halat.

RADANSA: Matafyonların veya halat çımalarına yapılan küçük kasaların içine yerleştirilen demirden veya pirinçten yapılmış dış tarafı oluklu halka.

RODA: Üst üste halkalar meydana getirecek şekilde istiflenmiş halat yumağı.

ROTA: Teknenin yönü ile kuzeyin yaptığı açı

RÜZGAR ALTI: Rüzgarın gittiği, tekneyi terk ettiği taraf.

RÜZGAR ÜSTÜ: Rüzgarın geldiği taraf.

SAĞANAK: Rüzgarın kısa süre için aniden şiddetini arttırması.

SALMA: Bir teknenin bayılma kuvvetini azaltan ve rüzgara karşı ilerlemesini sağlayan, gövdesinin merkezinden suya doğru inen parça.

SALMAK: Demirde veya şamandıraya bağlı teknenin rüzgara göre dönmesi.

SALYA: Halatın kolayca açılabilmesi için güverte üzerine uzunlamasına muntazam serilmesi.

SAVLO: Genellikle sancak çekmede ve parakete de el incesi olarak kullanılan bir ile bir buçuk burgatalık ince halat.

SERDÜMEN: Dümen kullanmakla görevli tecrübeli gemici.

SEKSTANT: Denizde yatay ve dikey açıları ölçmede kullanılan geleneksel navigasyon aleti.

SİLİSTRE: Yelkenle gemiler zamanında gemi içinde uzak noktalar arasında işaretleşmek için kullanılan tiz ötüşlü el düdüğü.

SİLYON FENERLERİ: Gemilerin uluslar arası kurallara göre göstermek zorunda oldukları, boylarına göre tek veya iki tane olan, direk üzerindeki beyaz fenerleri.

SİNTİNE : Tekne tabanının, omurganın iki yanında yer alan neredeyse düz kısmı.

SOLUĞAN: Uzun süre aynı yönde esen bir rüzgardan sonra başlayan dalga hareketi.

ŞAMANDIRA: Kanal,sığlıkvgibi denizcilerin haberdar edilmesi gereken noktaları belirtmek için kullanılan yüzer işaret

TAHLİSİYE: Kazaya uğrayan gemilerin yolcularnı ve gemi adamlarını kurtarma işi.

TARAMAK: Demirli geminin akıntı veya rüzgar etkisi ile sürüklenmesi.

TOKA ETMEK: Mümkün olduğu kadar çekmek ve germek, yukarı kaldırmak.

TORNİSTAN: Gemi makinelerinin geri yol verecek şekilde çalıştırılması.

TORPİL SALMA: Yarış yatlarında ağırlık olarak kullanılan,en alt ucuna büyük kurşun bir torpil konulmuş uzun levha.

TRAMOLA: Bir tekneyi önce rüzgara karşı daha sonra da rüzgarı diğer taraftan almaya başlayacak şekilde d

TRİM: Geminin baş ve su çekimleri arasındaki derinlik farkı.

TÜY: Yatlarda yelkenin orsa yakasına belli aralıklarla konulmuş yün parçaları.Bunlar yelken üzerindeki hava akımının durumunu gösterir.

ULUSLARARASI DENİZDE ÇATIŞMAYI ÖNLEME TÜZÜĞÜ: Teknelerin denizde karşılaştıklarında birbirlerine çarpmadan seyir etmeleri için uymaları gereken kurallar ve kullanmaları gereken ışık ve ses işaretlerinin tümü.

USKUNA: Genel olarak bu tekne ana direği öndekinden daha uzun olan iki direkli bir teknedir ancak üç, dört ve beş direklileride inşa edilmiştir.Sadece bir tane üretilmiş olan,Thomas W.Liwson adındaki bu tip teknenin ise tam yedi direği vardır.

USTURMAÇA: Tekneler iskeleye veya birbirine bağlanırken,zarar görmemeleri için aralarına konulan parça.

VARAGELE: İki nokta arasında gerilen halat üzerinde hareket eden araç.

Vardavela: Teknedekilerin denize düşmelerini engellemek için yapılmış olan,belli aralıklarla dikilmiş, punteller arasına gerilmiş, baş ve kıçta ise ana puntellere bağlanan bir telden oluşur.

VİRA ETMEK: Bir demiri tekneye almak üzere dipten kaldırmak, yukarı çekmek.

VİYA: İstenen rotaya gelindiğinde dümenin bu rotada tutulması için verilen komut. Viya böyle!

VOLTA: Halatı tutmak üzere bir babaya veya koç boynuzuna sarmak.

YAPRAKLAMA: Bir teknenin rüzgara doğru çok fazla dönmesi ile orsa yakasının dalgalanmaya başlaması.

YAT: Felemenkçe “Jacht” kelimesinden türeyen bu terimin orijinal anlamı ‘prens,elçi gibi bir krallıktan diğerine yolculuk eden önemli şahsiyetleri taşıyan tekne’;günümüzdeki anlamı ticaret değilde keyif için kullanılan yelkenli veya motorlu teknedir.

YATÇILIK: Sadece yelken gücünden yararlanarak gezme veya yarışma sporu.

YAVL: İsmi felemenkçe ‘jol’ kelimesinden türeyen bir çeşit teknede kullanılan arma.Gerçek yavl arması ön direkte bir ana yelken ve iki ön yelken,dümenin arkasındaki bir mizanada ise yelkeni bulunan armadır.

YEDEKLEME: Çekme halatı bağlayarak  baştan veya yandan diğer bir tekneyi çekme.

YEKE: Küçük yelkenli tekne ve yatların dümenini kontrol etmeye yarayan ahşap veya metalden yapılma çubuk.

ZİNCİR KALOMA: Bir tekne demirli iken demirle salınan halat miktarı.

ZİNCİRLİK: Gemini baş tarafında ırgatın altında demir zincirinin yığıldığı kapalı mahal.


Fırtına Takvimi Nedir? Fırtına İsimleri ve Tarihleri

Yönetici İletişim

Görüntüleme: 76

Reklam

Konu Hakkında Görüşlerini Yaz